14.2.11

İnsan Neye Ağlamalı?

Erkekler ağlar mı, ağlamaz mı, ağlar ama çaktırmaz mı gibi sorular  Nilüfer ile Şebnem Ferah’ın  “erkekler ağlamaz”ı yeniden yorumlamasıyla yine popüler oldu. Bunların cevaplarının önemli olduğunu düşünmemekteyim. İnsanlar nelere nasıl tepki veriyor daha önemli.

Şimdiye kadar bir filmin sonunda hiç ağlamadım ama gözümü dolu dolu yapmayı başaran birkaç film mevcut. Hiç unutmam ikizimle Titanic filmini ağzına kadar insanla dolmuş bir sinema salonunda izliyorduk. Filmin sonunda Kate Winslett ile Leonardo DiCaprio’nun soğuktan kısılmış sesleri ile okyanusun üzerinde konuştukları bir sahne var. Salonun tamamı hüngür hüngür ağlıyordu o sahnede. 1500 kişinin öldüğü bir trajedide iki aşığın arasındaki “ben ölünce de hayatına devam edeceksin, söz ver” temalı konuşmasına ağlıyordu tüm salon. Ben ağlamamıştım. O gün insanları asla anlayamayacağımı anlamıştım. Hatta filmden sonra “Kate Winslett’in benimle olabilmesi için kaç erkek ölmeli acaba?” diye sordum diye ikizim bir hafta benimle konuşmamıştı.

Bir gün evde tek başıma Finding Neverland filmini izliyorum. Gerek çocukluk romanlarımdan bir  diğeri olan Peter Pan hikayesinin ortaya çıkışını, gerekse de hayal gücü ve inanmak ile nelerin başarılabileceğini anlatması bakımından benim için çok özel bir film. İşte böyle bir film final sahnesiyle gözlerimi dolu dolu yapmıştı. Babasından yoksun annesiyle yaşayan Peter, annesinin de genç yaşta ölmesi üzerine hayatımda cevabını en çok merak ettiğim ikinci soruyu soruyordu:

 “why did she have to die?”



Biz insanlar bile kendi yazdıklarımızı silip tekrar düzeltme lüksüne sahipken, bu alınyazısını yazanlar bizden daha kudretliyken daha ilk günden bunun olacağı belliyken bunu niye değiştirmezler. Niye bir çocuğun 12 – 13 yaşında anne ve babasını kaybetmesine göz yumarlar bunu anlayamıyorum. Vicdan bunun neresinde kalır? Niye öyle olması gerekir? Niye o ölmelidir? Alınyazısında ve kaderde hiçbir zaman anlayamayacağım noktalar olacak.

İnsanlar ağlayıp ağlamadıklarına göre kategorize edilmeye devam edilecek. Ne için ağlanıldığının önemi asla olmayacak. Çünkü aksiyon hissiyattan daima üstün tutulup, romantizm realizmi yenip sürrealizmin doruklarında olacak.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Yedi yaştan bu ana dek
Bir ham hülyaya ağlarım
Dayanır mı buna yürek
Düşmüşem paya ağlarım

Çarhı gördüm bana netti
Ahım asumana yetti
Çalıştım beyhude gitti
Emeğim zaya ağlarım

Felek vurdu sitem taşı
Delindi bağrımın başı
Ah ettikçe didem yaşı
Döner bir çaya ağlarım

Sevda canda bıraktı iz
Oynar bize Ali Cengiz
Yüzü gül halları nergis
Saçı Leyla'ya ağlarım

Sabit Müdam sevda zordur
İçimde sönmeyen kordur
Hakkın bir ismi Gafur'dur
Dönüp mevlaya ağlarım

Âşık Müdami

duyguözbağcı dedi ki...

Filmi izlenecekler listeme aldığımı, blogunuzu da izlemeye aldığımı söyleyerek başlıyorum.

Ah ah şu kader kavramı. Ama sorduğun soruların dinlerde hep cevabı aynı, öbür tarafta ödüllendirilecekler bu dünyada acı çekenler. E peki, bu dünyada acı çekmeyenler de diğer tarafta acı mı çekecekler? Onlar seçmedi ki acı çekmemeyi ama.
Eğer öbür tarafta kimse acı çekmeyecekse de....neyse kafa şişirdim.
:)

özcan dedi ki...

Teşekkür ederim, yazılarımın ciddiye alındığını görmek gerçekten hoş oldu.

Bu dünyada acı çekmeyen var mı tabi o da başka bir sor =)

Yorum Gönder

 
Okuduklarınız tamamen benim yazdıklarımdır.
Okuduklarınız tamamen size kalmıştır.
yine beklerim.